29 Ocak 2026 Perşembe

Kur’an’ı Kerim'de Ölüm Amnezisi

 Kozmik Bir Göz Kırpma: Kur’an’ı Kerim'de Ölüm Amnezisi ve Zamanın Ontolojik İptali

Giriş: Doğrusal Zamanın Çöküşü

İnsan bilinci an’ları ard arda akan bir süreklilik olarak deneyimler. Hafıza ve Hatırlama, bu ard ardalığın temelidir. Kur’an’ın ölüm ve diriliş tasviri ise bu ard ardalığı radikal biçimde kesintiye uğratır. Ölüm, anlık akışının durması; diriliş ise bu anlık akışın, özne açısından arada hiçbir zaman geçmemiş gibi yeniden başlatılmasıdır.

Bu makale, Kur’an’daki diriliş anlatılarını “ölüm amnezisi” kavramı üzerinden okumayı önermektedir. Bu kavram, ölüm ile diriliş arasındaki sürenin insan öznesi açısından deneyimlenmemiş, hatırlanmayan ve zamansal olarak “bilinmeyen” olduğunu ifade eder.

Kur’an’ın diliyle söylemek gerekirse, ölüm ile kıyamet arasındaki kozmik boşluk, insan bilinci için sadece bir göz kırpmadır.

1. Zamanın Özne Üzerinde İptali: “Bir Saat” Formülü

Kur’an, diriliş sonrası insanların zaman algısını anlatırken sürekli aynı ifadeye başvurur:

مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍ
        “Sadece bir saat kadar kaldıklarını sanırlar.” (Rûm 30:55)

كَأَنْ لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا سَاعَةً مِنَ النَّهَارِ
        “Gündüzden sadece bir saat kalmış gibidirler.” (Yûnus 10:45)

لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا
        “Sanki sadece bir akşamüstü ya da kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.”
(Nâziât 79:46)

Buradaki سَاعَة yalnızca kısa bir süreyi değil, öznel anların ard ardalığının çöküşünü ifade eder. Ayetler kronolojiyi değil, bilinç deneyimini tarif etmektedir. İnsanlık tarihinin tamamı geçmiş olsa da, dirilen özne açısından ölüm ile diriliş arasındaki süreç deneyimlenmemiştir.

Bu durum felsefi olarak şuna karşılık gelir:

Anlar, hafıza tarafından kaydedilmediği sürece özne açısından var değildir.

Kur’an’ın eskatolojik dili tam olarak bunu söylemektedir.

2. Tanıma var, anlar Yok: Hafızanın Seçici Sürekliliği

Ölüm amnezisi, kimlik kaybı değildir. Kur’an, diriliş sonrası insanların birbirlerini tanıyacağını söyler:

يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ
         “Birbirlerini tanırlar.” (Yûnus 10:45)

Bu son derece kritik bir ayrıntıdır. Eğer ölüm ile diriliş arasında bilinçli ve anlık deneyimler olsaydı, hafıza bu süreyle dolu olurdu. Oysa dirilen insanlar:

Geçmiş dünyevi ilişkilerini hatırlar

Kim olduklarını bilir

Fakat ölüm sonrası sürece dair hiçbir bilinç izine sahip değildir

Bu, modern terminolojiyle seçici amnezidir: Kimlik korunur, fakat belirli bir zaman dilimi bilinç kayıtlarına hiç yazılmamıştır. Ölüm bu silinmeyi mutlaklaştırır.

3. Diriliş Çığlığı: “Uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı?”

Ölüm amnezisinin en çarpıcı ifadesi şudur:

مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَا
        “Bizi uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı?” (Yâsîn 36:52)

Anahtar Kelime

مَرْقَد (merqad) = uyku yeri, yatılan yer;

Bu kelime, Azap yeri, bekleme yeri ya da ara hayat gibi ifadeler yerine “uyku yeri/mekanı” kullanılması, ölüm sonrası sürecin anlık deneyim açısından tam bir bilinç kesintisi olduğunu gösterir.

Hiç kimse uzun süreli acı çektiği bir süreci “uyku yeri/mekanı” olarak nitelemez. Bu ifade, dirilen öznenin hafıza perspektifini doğrudan yansıtmaktadır.

4. Hafızadaki Kara Delik: Mü’minûn 23:112–114

Allah ile inkârcılar arasındaki diyalog, ölüm amnezisinin sınırlarını ortaya koyar:

قَالَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ  (112)
قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَاسْأَلِ الْعَادِّينَ   (113)
          “(Allah) dedi: ‘Yeryüzünde yıl sayısıyla ne kadar kaldınız?’ Dediler ki: ‘Bir gün ya da günün bir kısmı kadar kaldık; sayanlara sor.’”

فَاسْأَلِ الْعَادِّينَ — ‘Sayanlara sor’” ifadesi olağanüstüdür. Kişi kendi yaşadığı süreye dair hafıza verisi sunamamaktadır. Bu, bilincin o süreyi hiç kaydetmemiş olduğunu gösterir.

Bu boşluk, hafızadaki bir “kara delik” gibidir:
Zaman geçmiş, fakat bilinç bu zamanı yaşamamıştır.

5. Ontolojik Sonuç: Zamanın İlga Edilmesi

Kur’an’ın tasvir ettiği tablo şudur:

Aşama

Öznel Bilinç

Ölüm

Hafıza kapanır

Ölüm–Diriliş arası

Anlar deneyimlenmez

Diriliş

Hafıza aniden açılır

İlk algı

“Uyuduğuz yerden/mekan bizi kim kaldırdı?”

Bu nedenle ölüm sonrası dönem, insan açısından:

Anlık değil, hafızasız, deneyimsiz bir boşluk olarak görünür.

Sonuç:

Mahşer, Kesintisiz Bir Uyanıştır

Kur’an perspektifinden İnsan gözünü kapatır (ölüm), açtığında kendini mahşerde bulur (diriliş). Aradaki kozmik tarih, öznel bilinç için hiç yaşanmamıştır.

Bu nedenle diriliş sahnesindeki o soru, sadece şaşkınlık değil, ontolojik gerçeğin ilanıdır:

مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَا
        “Bizi uyku yerimizden kim kaldırdı?” (36:52)

Bu soru, insan bilincinin ölüm ile diriliş arasındaki anların hiç yaşamamış olduğunun Kur’an’daki en güçlü ifadesidir.

Ölüm amnezisi, ard ardalığın insan öznesi açısından ilga edilmesidir - kozmik tarih, bilinç kaydı olmadığı sürece bir göz kırpmaya dönüşür.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elest Bezmi: Yeşu’nun Şekem Misakı ve Lethe’ye Karşı Tarihsel Şehadet

Elest Bezmi: Yeşu’nun Şekem Misakı ve Lethe’ye [1] Karşı Tarihsel Şehadet Özet: Bu çalışma, Araf Suresi 171-176. ayetler dizisinin, Tevrat...