Kozmik Bir Göz Kırpma: Kur’an’ı Kerim'de Ölüm Amnezisi ve Zamanın Ontolojik İptali
Giriş:
Doğrusal Zamanın Çöküşü
İnsan bilinci an’ları
ard arda akan bir süreklilik olarak deneyimler. Hafıza ve Hatırlama, bu ard
ardalığın temelidir. Kur’an’ın ölüm ve diriliş tasviri ise bu ard ardalığı
radikal biçimde kesintiye uğratır. Ölüm, anlık akışının durması; diriliş ise bu
anlık akışın, özne açısından arada hiçbir zaman geçmemiş gibi yeniden
başlatılmasıdır.
Bu makale,
Kur’an’daki diriliş anlatılarını “ölüm amnezisi” kavramı üzerinden
okumayı önermektedir. Bu kavram, ölüm ile diriliş arasındaki sürenin insan
öznesi açısından deneyimlenmemiş, hatırlanmayan ve zamansal olarak “bilinmeyen”
olduğunu ifade eder.
Kur’an’ın diliyle söylemek gerekirse, ölüm ile kıyamet
arasındaki kozmik boşluk, insan bilinci için sadece bir göz kırpmadır.
1. Zamanın
Özne Üzerinde İptali: “Bir Saat” Formülü
Kur’an, diriliş sonrası insanların zaman algısını
anlatırken sürekli aynı ifadeye başvurur:
مَا لَبِثُوا
غَيْرَ سَاعَةٍ
“Sadece bir saat kadar
kaldıklarını sanırlar.” (Rûm 30:55)
كَأَنْ لَمْ
يَلْبَثُوا إِلَّا سَاعَةً مِنَ النَّهَارِ
“Gündüzden sadece bir saat kalmış
gibidirler.” (Yûnus 10:45)
لَمْ
يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا
“Sanki sadece bir akşamüstü ya da
kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.”
(Nâziât 79:46)
Buradaki سَاعَة yalnızca kısa bir süreyi değil, öznel anların
ard ardalığının çöküşünü ifade eder. Ayetler kronolojiyi değil, bilinç
deneyimini tarif etmektedir. İnsanlık tarihinin tamamı geçmiş olsa da,
dirilen özne açısından ölüm ile diriliş arasındaki süreç deneyimlenmemiştir.
Bu durum felsefi olarak şuna karşılık gelir:
Anlar, hafıza
tarafından kaydedilmediği sürece özne açısından var değildir.
Kur’an’ın eskatolojik dili tam olarak bunu
söylemektedir.
2. Tanıma var,
anlar Yok: Hafızanın Seçici Sürekliliği
Ölüm amnezisi,
kimlik kaybı değildir. Kur’an, diriliş sonrası insanların birbirlerini
tanıyacağını söyler:
يَتَعَارَفُونَ
بَيْنَهُمْ
“Birbirlerini tanırlar.” (Yûnus 10:45)
Bu son derece
kritik bir ayrıntıdır. Eğer ölüm ile diriliş arasında bilinçli ve anlık deneyimler
olsaydı, hafıza bu süreyle dolu olurdu. Oysa dirilen insanlar:
Geçmiş dünyevi
ilişkilerini hatırlar
Kim olduklarını bilir
Fakat ölüm
sonrası sürece dair hiçbir bilinç izine sahip değildir
Bu, modern
terminolojiyle seçici amnezidir: Kimlik korunur, fakat belirli bir
zaman dilimi bilinç kayıtlarına hiç yazılmamıştır. Ölüm bu silinmeyi mutlaklaştırır.
3. Diriliş
Çığlığı: “Uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı?”
Ölüm amnezisinin en çarpıcı ifadesi şudur:
مَنْ بَعَثَنَا
مِنْ مَرْقَدِنَا
“Bizi uyuduğumuz yerden bizi kim
kaldırdı?” (Yâsîn 36:52)
Anahtar Kelime
مَرْقَد (merqad) = uyku yeri, yatılan yer;
Bu kelime, Azap
yeri, bekleme yeri ya da ara hayat gibi ifadeler yerine “uyku
yeri/mekanı” kullanılması, ölüm sonrası sürecin anlık deneyim açısından tam bir
bilinç kesintisi olduğunu gösterir.
Hiç kimse uzun süreli acı çektiği bir süreci “uyku yeri/mekanı”
olarak nitelemez. Bu ifade, dirilen öznenin hafıza perspektifini doğrudan
yansıtmaktadır.
4. Hafızadaki
Kara Delik: Mü’minûn 23:112–114
Allah ile inkârcılar arasındaki diyalog, ölüm
amnezisinin sınırlarını ortaya koyar:
قَالَ كَمْ
لَبِثْتُمْ فِي الْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ (112)
قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ
فَاسْأَلِ الْعَادِّينَ (113)
“(Allah) dedi: ‘Yeryüzünde yıl
sayısıyla ne kadar kaldınız?’ Dediler ki: ‘Bir gün ya da günün bir kısmı kadar
kaldık; sayanlara sor.’”
“فَاسْأَلِ الْعَادِّينَ — ‘Sayanlara sor’” ifadesi olağanüstüdür.
Kişi kendi yaşadığı süreye dair hafıza verisi sunamamaktadır. Bu,
bilincin o süreyi hiç kaydetmemiş olduğunu gösterir.
Bu boşluk, hafızadaki bir “kara delik” gibidir:
Zaman geçmiş, fakat bilinç bu zamanı yaşamamıştır.
5. Ontolojik
Sonuç: Zamanın İlga Edilmesi
Kur’an’ın tasvir ettiği tablo şudur:
|
Aşama |
Öznel Bilinç |
|
Ölüm |
Hafıza kapanır |
|
Ölüm–Diriliş arası |
Anlar deneyimlenmez |
|
Diriliş |
Hafıza aniden açılır |
|
İlk algı |
“Uyuduğuz yerden/mekan bizi kim kaldırdı?” |
Bu nedenle ölüm sonrası dönem, insan açısından:
Anlık değil, hafızasız,
deneyimsiz bir boşluk olarak görünür.
Sonuç:
Mahşer,
Kesintisiz Bir Uyanıştır
Kur’an
perspektifinden İnsan gözünü kapatır (ölüm), açtığında kendini mahşerde bulur
(diriliş). Aradaki kozmik tarih, öznel bilinç için hiç yaşanmamıştır.
Bu nedenle diriliş sahnesindeki o soru, sadece
şaşkınlık değil, ontolojik gerçeğin ilanıdır:
مَنْ بَعَثَنَا
مِنْ مَرْقَدِنَا
“Bizi uyku yerimizden kim kaldırdı?”
(36:52)
Bu soru, insan
bilincinin ölüm ile diriliş arasındaki anların hiç yaşamamış olduğunun
Kur’an’daki en güçlü ifadesidir.
Ölüm amnezisi,
ard ardalığın insan öznesi açısından ilga edilmesidir - kozmik tarih,
bilinç kaydı olmadığı sürece bir göz kırpmaya dönüşür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder