26 Ocak 2026 Pazartesi

Hz. İbrahim Kıssasında “Sekīm”den “Yeşfīn”e: Bedensel Gerçeklik, Retorik Strateji ve Tevhidî Muhakeme

 Hz. İbrahim Kıssasında “Sekīm”den “Yeşfīn”e: Bedensel Gerçeklik, Retorik Strateji ve Tevhidî Muhakeme

Giriş: Sorunun Mahiyeti

Kur’an’da Hz. İbrahim’e nispet edilen iki ifade, tarih boyunca hem klasik hem modern yorumlarda tartışma konusu olmuştur:

فَقَالَ إِنِّي سَقِيمٌ” — “Ben hastayım.” (Sâffât 37:89)

قَالَ بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا” — “Bel feʿalehu…” (Enbiyâ 21:63)

Klasik tefsirlerde ilk ifade çoğunlukla tevriye, modern seküler okumada ise stratejik bir yalan olarak değerlendirilmiştir. Ancak bu iki yaklaşımın ortak noktası, Hz. İbrahim’in beyanlarının literal gerçeklik taşımadığı varsayımıdır. Bu makale ise farklı bir tez ortaya koyar:

Hz. İbrahim’in “Ben hastayım” sözü gerçek bir fiziksel duruma dayanır ve bu durum, Şuarâ 26:80’deki “Hastalandığımda bana şifa veren O’dur” beyanıyla kopmaz bir teolojik ve mantıksal bağ içindedir.

Bu çerçevede söz konusu ifadeler etik bir problem değil; bedensel gerçeklikten hareket eden, muhatabın zihinsel muhakemesini tetikleyen retorik yönlendirmeler olarak okunmalıdır.

1. Teolojik Zemin: Sıdk İlkesi ve İbrahim’in Yöntemi

Kur’an, İbrahim’i “sıddîkan nebiyyên” (Meryem 19:41) olarak tanımlar. “Sıdk” vasfı, bilinçli ve maksatlı bir yalanı peygamberlik misyonuyla bağdaştırmayı zorlaştırır. Dolayısıyla İbrahim kıssasındaki problem, ahlâkî değil hermenötiktir: Beyanların hangi bağlamda ve hangi retorik düzlemde söylendiği doğru anlaşılmalıdır.

İbrahim’in tebliğ yöntemi incelendiğinde bunun mitik bir meydan okuma değil, gözleme dayalı rasyonel çözümleme olduğu görülür:

Kozmik düzlemde: Yıldız, ay ve güneşin batışı (En‘âm 6:76–78) üzerinden değişen varlığın ilah olamayacağını gösterir.

Fiziksel düzlemde: Nemrut’a karşı güneşin doğuşu delilini sunar (Bakara 2:258).

Biyolojik düzlemde: Putların rızık veremeyeceğini vurgular (Ankebût 29:17).

Bu örüntü, Sâffât suresindeki “hastalık” sahnesinin de aynı rasyonel çizginin devamı olduğunu gösterir.

2. “İnnī Sekīm”: Hastalık Beyanının Gerçekliği

“Ben hastayım” (37:89)

Kur’an peygamberleri beşer olarak tanımlar:

“Yemek yerler, çarşılarda yürürler” (Furkan 25:20). Hastalık, insan olmanın tabiî sonucudur. Bu nedenle ayetin ilk düzlemde literal okunması metnin antropolojik tutarlılığıyla uyumludur.

Bu ifade, Şuarâ suresindeki şu beyanla doğrudan bağlantılıdır:

“Hastalandığımda bana şifa veren O’dur.” (26:80)

Burada açık bir sebep–sonuç zinciri vardır:

Sekīm (hastalık) → Yeşfīn (şifa)

Eğer ilk durum mecaz veya kurgu olsaydı, ikinci ifade tecrübe temelli bir tanıklık olmaktan çıkar, soyut bir ilkeye dönüşürdü. Oysa bağlam, İbrahim’in yaşadığı bir süreci teolojik delile dönüştürdüğünü gösterir.

3. “Mudbirīn”: Toplumsal Psikolojinin İfşası

“Bunun üzerine ondan yüz çevirip arkalarını dönerek gittiler.” (37:90)

Bu tepki, kıssanın en kritik psikolojik göstergesidir. Kavim:

Tartışmaya girmez

Putlarına sığınmaz

Dua etmez

Sadece uzaklaşır.

Bu davranış iki gerçeği açığa çıkarır:

Hastalık korkusu, put inancından daha güçlüdür.

Putlar, inananlarına emniyet hissi verememektedir.

Böylece Kur’an, teolojik çöküşü bir polemikle değil, insan refleksi üzerinden gösterir. Putperestliğin kırılma noktası metafizik tartışma değil, biyolojik korkudur.

4. Putların Biyolojik Açıdan Çürütülmesi

Tapınak boşaldıktan sonra İbrahim’in yönelttiği sorular dikkat çekicidir:

“Yemez misiniz?” (37:91)

“Niçin konuşmuyorsunuz?” (37:92)

Bunlar metafizik değil, canlılık testleridir. Şuara Suresinde İbrahim şöyle der:

“Beni yediren ve içiren O’dur.” (26:79)

Ardından:

“Hastalandığımda bana şifa veren O’dur.” (26:80)

İbrahim’in tevhid öğretisi soyut ontoloji değil, hayatın işleyişi üzerinden yürüyen bir gerçeklik analizidir.

5. Enbiyâ 21:63: “Bel feʿalehu” ve Mantıksal Yönlendirme

Putların kırılmasından sonra İbrahim’e sorulur: “Bunu sen mi yaptın?” O ise şöyle cevap verir:

“Bel feʿalehu, kebīruhum hāzā…”

Buradaki “bel” edatı yalnızca “aksine” anlamına indirgenmek zorunda değildir. Arap retoriğinde bazen önceki varsayımı reddetmekten ziyade dikkati yeni bir muhakeme noktasına taşıyan geçiş işlevi görür.

Cümle şu şekilde anlaşılabilir:

“Bel feʿalehu” → “Bu işi bir yapan var.”

(Fail müstetirdir.)

“Kebīruhum hāzā” → “İşte onların büyüğü burada.”

Bu yapı doğrudan suç isnadı değil, mantıksal bir yüzleştirmedir. İbrahim’in kurduğu düşünce zinciri şudur:

Her fiilin faili vardır

Fail ya canlıdır ya cansız

Cansız varlık fiil işleyemez

Kavmin cevabı bu tuzağı açığa çıkarır:

“Bunların konuşamayacağını sen de biliyorsun.” (21:65)

Böylece putperestler kendi kabullerini kendi sözleriyle çürütürler. İbrahim hüküm dayatmaz; muhatabın aklını kendi öncülleriyle sonuç üretmeye zorlar.

6. Sekīm’den Yeşfīn’e: Bedensel Tecrübenin Teolojik Delile Dönüşmesi

Kıssa şu dramatik ve mantıksal sırayla ilerler:

Hastalık (Sekīm) — İbrahim’in insani durumu

Kaçış (Mudbirīn) — Toplumun korku refleksi

Putların aczi — Yiyememe, konuşamama

Mantıksal yüzleşme — “Bel faʿalahu”

Şifa (Yeşfīn) — İlahi kudretin kişisel tecrübe üzerinden ilanı

Bu yapı, İbrahim’in bedenini teolojik bir argümana dönüştürür. Putlar:

 Koruyamaz

Besleyemez

İyileştiremez

Ama Allah:

Rızık verir

Şifa verir

Hayat verir

Dolayısıyla tevhid öğretisi burada mucize gösterisiyle değil, bedensel tecrübenin tanıklığıyla temellendirilir.

Sonuç

Hz. İbrahim kıssası, kelime oyunları üzerine kurulu bir anlatı değil; yaşamın en temel gerçekleri üzerinden yürütülen bir tevhid pedagojisidir.

“Ben hastayım” sözü:

Bir mazeret değil

Bir yalan değil

Bir zayıflık değil

Teolojik bir sürecin başlangıç noktasıdır.

Çünkü o cümleyle:

İnsan korkusu harekete geçirilmiş

Putların koruyuculuk iddiası fiilen çökertilmiştir

Ve süreç şu tanıklıkla tamamlanmıştır:

“Hastalandığımda bana şifa veren O’dur.”

Böylece İbrahim’in bedeni, tevhidin soyut bir fikir değil, yaşanan bir hakikat olduğunun canlı deliline dönüşmüştür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hz. İbrahim Kıssasında “Sekīm”den “Yeşfīn”e: Bedensel Gerçeklik, Retorik Strateji ve Tevhidî Muhakeme

  Hz. İbrahim Kıssasında “Sekīm”den “Yeşfīn”e: Bedensel Gerçeklik, Retorik Strateji ve Tevhidî Muhakeme Giriş: Sorunun Mahiyeti Kur’an’d...