Kevser (الْكَوْثَرَ) ve Ebter (الْاَبْتَرُ)
"Varlık/Bolluk/Bereket" ile
"Yokluk/Tükeniş"
Kevser, Arap dilinde Elmalılı’nın da
belirttiği gibi kesret kökünden, fev'al vezninde bir "mutlaklık ve
aşırılık" halidir. Ancak bu lafız, Mezopotamya’dan Akdeniz kıyılarına
uzanan devasa bir semantik hafızanın zirvesidir:
Akkadca kašāru:[1]
Yıkılan bir yapıyı onarmak, eski haline getirmek, yeniden tesis etmek, aksayan
bir işi başarıyla tamamlamaktır. Bir işte başarıya ulaşmak (kušīru)[2]
tam da bu berekettir.
Ugarit Mitolojisi (Kothar-wa-Khasis):
Tanrısal zanaatkarın adıdır: "Usta, yetenekli, amaca mükemmel uyan yapıyı
inşa eden bilge."[3]
Antik İbranice (Kaşer / Kaşrut):
Ester ve Vaiz kitaplarında geçen kaşer, henüz dini bir gıda terimine daralmadan
önce, Vaiz 11:6'daki tohumun toprağa düşüp bereketlenmesi, çoğalması ve amaca
mükemmel uymasıdır.[4] Antik İbranice metinlerde bu kelime
henüz "helal gıda" anlamında değildir. Tıpkı Arapçadaki gibi
"işin bereketlenmesi, çoğalması ve amaca mükemmel uyması"
anlamındadır. Kelime Yahudi hukukuna (Kaşrut) girdikten sonra daralarak sadece
gıda uygunluğu (Koşer) için kullanılmaya başlanmıştır
Bu kök matrisine baktığımızda Kevser;
niceliksel bir sayı yığını değildir. Bozulanı onarmanın, kesintiye uğramayan
bir üretkenliğin ve berekete dönüşen bir zihniyet ustalığının kütlesel
varlığıdır.
Ebter (B-T-R)
Peki, Kevser'in anlamı bu şekilde bir
başarı, onarım ve durmaksızın taşan bir kütleyse; karşısındaki Ebter ne olaki?
Ebter; Akkadca, Habeşçe, Süryanice ve
İbranice dillerinin tamamında (B-T-R / M-T-R)[5]
"bıçakla vurup ortadan kesmek, parçalara ayırmak" demektir. Yaratılış
15:10'da Avram'ın kurbanlık hayvanları ikiye bölüp ayırmasındaki (bātár)
eylemdir. Süryanice batar ise "arkasında, sonra" demektir. Yani önü
olan ama arkası gelmeyen, ucu güdük kalmış yapıdır.
Bu dilsel temeli Mekke’nin sosyolojik zeminine koyduğumuzda
tablo netleşir:
Maddi olan her şey (mal, mülk,
biyolojik soy, fiziksel beden) doğası gereği fânidir ve kesilmeye (B-T-R)
mahkûmdur. Cahiliye aklının "ebter" derken dayandığı tüm ölçütler
(erkek çocuk, kabile gücü, maddi servet) tam da bu maddi ve geçici düzleme
aitti.
"Ebter", Cahiliye
Mekke'sinde bir düşüncenin, bir hareketin veya bir kişinin etkisizleşip yok
olması, arkasında hiçbir iz bırakmadan tarihten silinmesi durumunu ifade eder.
Müşriklerin iddiası; "Bu adamın adı da getirdiği fikir de, kurduğu yapı da
silinip gidecek, unutulacak" demekti. Onların beklentisi, ortaya konan bu
yeni mesajın kurumsal ve toplumsal bir karşılık bulamayacağı, "güdük"
(ebter) kalacağı yönündeydi.
Muhammed@ verilen Kevser; ete-kemiğe,
toprağa veya biyolojik bir soya indirgenemez. Buna karşılık verilen cevap;
ortaya koyduğu değerlerin, manevi mirasın ve hakikatin "kesilmek" bir
yana, durmaksızın taşan ve çoğalan bir kaynağa (Kur'anî hakikate) dönüşmesidir.
Tarihsel süreçte "ebter" kalan şey, o şahısların torunlarının yaşayıp
yaşamaması değil; ortaya koydukları toplumsal modelin, iddianın ve zihniyetin
tarih yapıcı gücünü kaybetmesidir.
[1]
https://www.assyrianlanguages.org/akkadian/dosearch.php?searchkey=3544&language=id
[2]
https://www.assyrianlanguages.org/akkadian/dosearch.php?searchkey=ku%C5%A1%C4%ABru&language=rawakkadian
[3]
https://en.wikipedia.org/wiki/Kothar-wa-Khasis
[4] “Vaiz Kitabı (Ecclesiastes) 11:6
Kaydı:Orijinal Metin: "...כִּי אֵינְךָ
יוֹדֵעַ אֵיזה יִכְשָׁר" (...ki
eynha yode'a eyze yihşar)Tercümesi: "...çünkü hangisinin başarılı
olacağını / bereketleneceğini bilemezsin."
“Çünkü
biri bilgelik, bilgi ve beceriyle (ובכשׁרון) çalışır, sonunda her
şeyini hiç emek vermemiş başka birine bırakmak zorunda kalır. Bu da boş ve
büyük bir hüsrandır.” (Vaiz: 2:21).
“Harcanan
her emeğin, yapılan her ustaca (כשׁרון) işin ardında kıskançlık olduğunu gördüm. Bu
da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.” (Vaiz: 4:4).
“Parayı seven
paraya doymaz, Zenginliği seven kazancıyla yetinmez. Bu da boştur.” (Vaiz:
5:10).
Ester
Kitabı 8:5 Kaydı:Orijinal Metin: "...וְכָשֵׁר הַדָּבָר לִפְנֵי הַמֶּלֶךְ" (...ve kaşer ha-davar lifney ha-meleh)Tercümesi:
"...ve bu durum kralın gözünde uygun / doğru ise."Tarihsel Kanıt:
Antik İbranice metinlerde bu kelime henüz "helal gıda" anlamında
değildir. Tıpkı Arapçadaki gibi "işin bereketlenmesi, çoğalması ve amaca
mükemmel uyması" anlamındadır. Kelime Yahudi hukukuna (Kaşrut) girdikten
sonra daralarak sadece gıda uygunluğu (Koşer) için kullanılmaya başlanmıştır”.
כָּשֵׁר: Strong's sözlüğü, kelimenin sadece "hukuken
uygun/helal" (acceptable) anlamına gelmediğini, en eski katmanında
(primitive root) refah, başarı ve bereket (prosper) anlamına geldiğini açıkça
yazar. Vaiz 11:6 ayetindeki tohumun "bereketlenip bol ürün vermesi"
anlamı tam olarak budur. Arapçadaki Kevser de kelime anlamı olarak "mutlak
refah, en üst düzey bereket ve tükenmez bolluk" demektir.
[5]
בתר (Kök): Kesip koparmak, kesip ayırmak.Qal (Yalın Çatı) - בָּתַר (bātár): İkiye
kesti, böldü (Kutsal Kitap'ta sadece bir kez geçen kelime [hapax legomenon],
Yaratılış 15:10'da yer alır).Niph. (Edilgen Çatı) - נִבְתַּר (nivtár): İkiye kesildi.Pi. (Yoğun/Oldurgan Çatı) - בִּתֵּר (bittér): İkiye kesti, parçalara böldü.Pu. (Yoğun Edilgen Çatı)
- בֻּתַּר (buttár): İkiye kesildi, parçalara bölündü.
[Arapça:
batara, ayrıca matara; Ge'ez/Eski Habeşçe: matara (= kesip kopardı); Akkadca:
mubattiru (= bir böcek adı).]
“Avram
hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları
kesmedi.” (Tevrat, Yardılış: 15:10).
ܒܬܪ: arkasında , sonra
(zaman ve mekânda)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder