14 Şubat 2026 Cumartesi

Yahya ve İsa'nın kullandığı bir üs olarak Beytanya

 Beytanya (βηθανιαν), (ܒܝܬ ܥܢܝܐ)

Lazar (λαζαρος)

Marta (μαρθα)

Meryem (μαρια)

Cüzamlı Simun (σιμωνος του λεπρου)

Marta, Meryem ve Lazarus, İsa’nın çok yakın dostlarıydı. Evleri, İsa Yeruşalim’e geldiğinde konaklamak için tercih ettiği, sessiz ve gözlerden uzak bir sığınak gibiydi;

“İsa onları bırakıp kentten çıktı. Beytanya'ya dönüp geceyi orada geçirdi.” (Matta’ya Göre İncil: 21:17). 

“İsa, öğrencileriyle birlikte yola devam edip bir köye girdi. Marta adında bir kadın İsa'yı evinde konuk etti (38). Marta'nın Meryem adındaki kızkardeşi, Rab'bin ayakları dibine oturmuş O'nun konuşmasını dinliyordu (39). Marta ise işlerinin çokluğundan ötürü telaş içindeydi. İsa'nın yanına gelerek, "Ya Rab" dedi, "Kardeşimin beni hizmet işlerinde yalnız bırakmasına aldırmıyor musun? Ona söyle de bana yardım etsin." (40). Rab ona şu karşılığı verdi: "Marta, Marta, sen çok şey için kaygılanıp telaşlanıyorsun (41). Oysa gerekli olan tek bir şey vardır. Meryem iyi olanı seçti ve bu kendisinden alınmayacak” (42).” (Luka’ya Göre İncil: 10:38-42).  

Beytanya nerede?

“Yahya onlara şöyle yanıt verdi: "Ben suyla vaftiz ediyorum, ama aranızda tanımadığınız biri duruyor (26). Benden sonra gelen O'dur. Ben O'nun çarığının bağını çözmeye bile layık değilim (27). Bütün bunlar Şeria Irmağı'nın ötesinde bulunan Beytanya'da, Yahya'nın vaftiz ettiği yerde oldu (28). Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: "İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu! (29).” (Yuhanna’ya Göre İncil: 1:26-29). 

 “İsa Beytanya'da cüzamlı Simun'un evindeyken, yanına bir kadın geldi. Kadın kaymaktaşından bir kap içinde çok değerli, güzel kokulu yağ getirmişti. İsa sofrada otururken, kadın yağı O'nun başına döktü (6-7). Öğrenciler bunu görünce kızdılar. "Nedir bu savurganlık?" dediler (8). "Bu yağ pahalıya satılabilir, parası yoksullara verilebilirdi." (9). Söylenenleri farkeden İsa, öğrencilerine, "Kadını neden üzüyorsunuz?" dedi. "Benim için güzel bir şey yaptı (10). Yoksullar her zaman aranızdadır, ama ben her zaman aranızda olmayacağım (11). Kadın bu güzel kokulu yağı, beni gömülmeye hazırlamak için bedenimin üzerine boşalttı (12). Size doğrusunu söyleyeyim, bu Müjde dünyanın neresinde duyurulursa, bu kadının yaptığı da onun anılması için anlatılacak (13)." (Matta’ya Göre İncil: 26:6-13). 

“İsa Beytanya'da cüzamlı Simun'un evinde sofrada otururken yanına bir kadın geldi. Kadın kaymaktaşından bir kap içinde çok değerli, saf hintsümbülü yağı getirmişti. Kabı kırarak yağı O'nun başına döktü. ” (Markos’a Göre İncil: 14:3). 

Kim bu kadın?

Meryem ile kızkardeşi Marta'nın köyü olan Beytanya'dan Lazar adında bir adam hastalanmıştı (1). Meryem, Rab'be güzel kokulu yağ sürüp saçlarıyla O'nun ayaklarını silen kadındı. Hasta Lazar ise Meryem'in kardeşiydi (2).  İki kızkardeş İsa'ya, "Rab, sevdiğin kişi hasta" diye haber gönderdiler (3). İsa bunu işitince, "Bu hastalık ölümle sonuçlanmayacak; Tanrı'nın yüceliğine, Tanrı Oğlu'nun yüceltilmesine hizmet edecek" dedi (4). İsa Marta'yı, kızkardeşini ve Lazar'ı severdi (5). Bu nedenle, Lazar'ın hasta olduğunu duyunca bulunduğu yerde iki gün daha kaldıktan sonra öğrencilere, "Yahudiye'ye dönelim" dedi (6-7). Öğrenciler, "Rabbî" dediler, "Yahudi yetkililer demin seni taşlamaya kalkıştılar. Yine oraya mı gidiyorsun?" (8). İsa şu karşılığı verdi: "Günün on iki saati yok mu? Gündüz yürüyen sendelemez. Çünkü bu dünyanın ışığını görür (9).  Oysa gece yürüyen sendeler. Çünkü kendisinde ışık yoktur." (10). Bu sözleri söyledikten sonra, "Dostumuz Lazar uyudu" diye ekledi, "Onu uyandırmaya gidiyorum." (11). Öğrenciler, "Ya Rab" dediler, "Uyuduysa iyileşecektir." (12). İsa Lazar'ın ölümünden söz ediyordu, ama onlar olağan uykudan söz ettiğini sanmışlardı (13). Bunun üzerine İsa açıkça, "Lazar öldü" dedi (14). "İman edesiniz diye, orada bulunmadığıma sizin için seviniyorum. Şimdi onun yanına gidelim." (15). "İkiz" diye anılan Tomas öbür öğrencilere, "Biz de gidelim, O'nunla birlikte ölelim!" dedi (16). İsa Beytanya'ya yaklaşınca Lazar'ın dört gündür mezarda olduğunu öğrendi (17). Beytanya, Yeruşalim'e on beş ok atımı kadar uzaklıktaydı (18). Birçok Yahudi, kardeşlerini yitiren Marta'yla Meryem'i avutmaya gelmişti (19). Marta İsa'nın geldiğini duyunca O'nu karşılamaya çıktı, Meryem ise evde kaldı (20). Marta İsa'ya, "Ya Rab" dedi, "Burada olsaydın, kardeşim ölmezdi (21). Şimdi bile, Tanrı'dan ne dilersen Tanrı'nın onu sana vereceğini biliyorum." (22). İsa, "Kardeşin dirilecektir" dedi (23). Marta, "Son gün, diriliş günü onun dirileceğini biliyorum" dedi (24). İsa ona, "Diriliş ve yaşam Ben'im" dedi. "Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır (25). Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek. Buna iman ediyor musun?" (26). Marta, "Evet, ya Rab" dedi. "Senin, dünyaya gelecek olan Tanrı'nın Oğlu Mesih olduğuna iman ettim." (27). Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryem'i gizlice çağırdı. "Öğretmen burada, seni çağırıyor" dedi (28). Meryem bunu işitince hemen kalkıp İsa'nın yanına gitti (29). İsa henüz köye varmamıştı, hâlâ Marta'nın kendisini karşıladığı yerdeydi (30). Meryem'le birlikte evde bulunan ve kendisini teselli eden Yahudiler, onun hızla kalkıp dışarı çıktığını gördüler. Ağlamak için mezara gittiğini sanarak onu izlediler (31). Meryem İsa'nın bulunduğu yere vardı. O'nu görünce ayaklarına kapanarak, "Ya Rab" dedi, "Burada olsaydın, kardeşim ölmezdi." (32). Meryem'in ve onunla gelen Yahudiler'in ağladığını gören İsa'nın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı (33). "Onu nereye koydunuz?" diye sordu. O'na, "Ya Rab, gel gör" dediler (34). İsa ağladı (35). Yahudiler, "Bakın, onu ne kadar seviyormuş!" dediler (36). Ama içlerinden bazıları, "Körün gözlerini açan bu kişi, Lazar'ın ölümünü de önleyemez miydi?" dediler (37). İsa yine derinden hüzünlenerek mezara vardı. Mezar bir mağaraydı, girişinde de bir taş duruyordu (38). İsa, "Taşı çekin!" dedi. Ölenin kızkardeşi Marta, "Rab, o artık kokmuştur, öleli dört gün oldu" dedi (39). İsa ona, "Ben sana, 'İman edersen Tanrı'nın yüceliğini göreceksin' demedim mi?" dedi (40). Bunun üzerine taşı çektiler. İsa gözlerini gökyüzüne kaldırarak şöyle dedi: "Baba, beni işittiğin için sana şükrediyorum (41). Beni her zaman işittiğini biliyordum. Ama bunu, çevrede duran halk için, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim." (42). Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, "Lazar, dışarı çık!" diye bağırdı (43). Ölü, elleri ayakları sargılarla bağlı, yüzü peşkirle sarılmış olarak dışarı çıktı. İsa oradakilere, "Onu çözün, bırakın gitsin" dedi (44).” (Yuhanna’ya Göre İncil: 11:1-44). 

“Yeruşalim'e yaklaşıp Zeytin Dağı'nın yamacındaki Beytfaci ile Beytanya'ya geldiklerinde İsa iki öğrencisini önden gönderdi. Onlara, "Karşınızdaki köye gidin" dedi, "Köye girer girmez, üzerine daha hiç kimsenin binmediği, bağlı duran bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp bana getirin (1-2). Biri size, 'Bunu niye yapıyorsunuz?' derse, 'Rab'bin ona ihtiyacı var, hemen geri gönderecek' dersiniz." (3). Gittiler ve yol üzerinde, bir evin sokak kapısının yanında bağlı buldukları sıpayı çözdüler (4). Orada duranlardan bazıları, "Sıpayı ne diye çözüyorsunuz?" dediler (5). Öğrenciler İsa'nın kendilerine söylediklerini tekrarlayınca, adamlar onları rahat bıraktı (6). Sıpayı İsa'ya getirip üzerine kendi giysilerini yaydılar. İsa sıpaya bindi (7). Birçokları giysilerini, bazıları da çevredeki ağaçlardan kestikleri dalları yola serdiler (8). Önden gidenler ve arkadan gelenler şöyle bağırıyorlardı: "Hozana! Rab'bin adıyla gelene övgüler olsun! (9). Atamız Davut'un yaklaşan egemenliği kutlu olsun! En yücelerde hozana!" (10). İsa Yeruşalim'e varınca tapınağa gitti, her tarafı gözden geçirdi. Sonra vakit ilerlemiş olduğundan Onikiler'le birlikte Beytanya'ya döndü (11). Ertesi gün Beytanya'dan çıktıklarında İsa acıkmıştı (12).” (Markos’a Göre İncil: 11:1-12, bkz. Luka’ya Göre İncil: 19:29-47). 

“İsa onları kentin dışına, Beytanya'nın yakınlarına kadar götürdü. Ellerini kaldırarak onları kutsadı.” (Luka’ya Göre İncil: 24:50). 

İsa, Fısıh Bayramı'ndan altı gün önce, ölümden dirilttiği Lazar'ın bulunduğu Beytanya'ya geldi. (1). Orada kendisi için bir ziyafet düzenlediler. Marta hizmet ediyordu. İsa'yla birlikte sofrada oturanlardan biri de Lazar'dı (2). Meryem, çok değerli saf hintsümbülü yağından yarım litre kadar getirerek İsa'nın ayaklarına sürdü ve saçlarıyla ayaklarını sildi. Ev yağın güzel kokusuyla doldu (3). Ama öğrencilerinden biri, İsa'ya sonradan ihanet eden Yahuda İskariot, "Bu yağ neden üç yüz dinara satılıp parası yoksullara verilmedi?" dedi (4-5). Bunu, yoksullarla ilgilendiği için değil, hırsız olduğu için söylüyordu. Ortak para kutusu ondaydı ve kutuya konulandan aşırıyordu (6). İsa, "Kadını rahat bırak" dedi. "Bunu benim gömüleceğim gün için saklasın (7). Yoksullar her zaman aranızdadır, ama ben her zaman aranızda olmayacağım." (8). Yahudiler'den büyük bir kalabalık İsa'nın Beytanya'da bulunduğunu öğrendi ve yalnız İsa için değil, O'nun ölümden dirilttiği Lazar'ı da görmek için oraya geldi (9).” (Yuhanna’ya Göre İncil: 12:1-9). 

İncillerde bazen adı karartılsa da bu kadının Mecdelli Meryem, Lazarus ve Marta'nın kız kardeşi olduğu anlaşılıyor.

İsa cüzamlı Simun’un evide mi kaldı? Lazarus’un evinde mi kaldı?

Matta ve Markos'un Simon'dan bahsetmesi, Yuhanna'nın ise Lazarus'tan bahsetmesi, ancak dört incilin de son hafta boyunca Betanya'da tek bir konaklama yeri varsaymasıdır.

“Meryem ile kızkardeşi Marta'nın köyü olan Beytanya'dan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.” (Yuhanna’ya Göre İncil: 11:1).

Hastalık cüzam mıydı? İnciller bu konuda suskundur.

Luka’ya Göre İnicl 10:38-42'de İsa'nın Meryem ve Marta'nın evine yaptığı ziyaret anlatılır, ancak Beytanya köyünün adı geçmez (İsa'nın Kudüs civarında olup olmadığı bile belirtilmez).

Cüzamlı Simun hasta Lazarus olabilir mi?

Olaylar bir birine çok benzer sadece cüzamlı Simun ve Lazarus adı İncillerde farklı. Olasıdır ki Simun ile Lazarus aynı kişidir.

Evin işlevi

Deutsch’un tezi, Hieronymus’un Eusebius’a ait Onomasticon adlı eserin tercümesinde Beytanya’yı domus adflictionis yani 'ızdırap evi' olarak tanımlamasıyla da desteklenir görünmektedir; Brian Capper ise bu tanımın İbranice beth 'ani veya daha muhtemel bir ihtimalle Aramice beth 'anya ifadelerinden türetildiğini, her ikisinin de 'fakirler evi' veya 'yoksulluk/acı evi' anlamına gelerek aslında bir 'bakımevi' (darülaceze) kavramına işaret ettiğini belirtir ve gerek tarihsel kaynaklar gerekse bu dilbilimsel kanıtlardan yola çıkarak Beytanya’nın bir hayır kurumu ya da düşkünler yurdu olabileceği sonucuna varır. Köyün ismindeki şahıs isminin kısaltması olan "Anya" ile Aramicede "fakir" anlamına gelen "Anya" arasında Sami dillerine özgü tipik bir kelime oyunu doğmuş olabilir; hatta böyle bir kelime oyunu, köyün bir darülaceze (düşkünler evi) alanı olarak seçilmesine de hizmet etmiş olabilir.[1]

Yahya ile İsa Beytanya’yı bir üs olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ferisiler tarafından gönderilen rahipler ve Levililer tarafından Vaftizci Yahya'nın sorgulanması burada olmuştur.[2]



[1] Brian Capper, "Essene Community Houses and Jesus' Early Community". Ed, James H. Charlesworth, Jesus and Archaeology, Cambrıdge 2006, 497-498

[2] Yuhanna’ya Göre İncil: 1:26-29.

Yahya ve İsa'nın kullandığı bir üs olarak Beytanya

  Beytanya (βηθανιαν), ( ܒܝܬ ܥܢܝܐ ) Lazar (λαζαρος) Marta (μαρθα) Meryem (μαρια) Cüzamlı Simun (σιμωνος του λεπρου) Marta, Meryem ...